YENİ ASYA

Basında Fatih Koca

MÜZİK; TEVHİD'İ, ALLAH'I ÖĞRETİYORSA MÜZİKTİR


Müzik; Tevhid’i, Allah’ı öğretiyorsa müziktir Müzik bir araçtır bizim için. Tevhid inancını, Allah’ı, Peygamber’i, iyiyi, doğruyu vs. bilmemiz gerekenleri bize öğretiyorsa müzik o zaman bize uygun müziktir. Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin tevhid inancını vurgulayan eserleri ve sözleri bizim için önemli bir kaynaktır.

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim görevlisi ve aynı zamanza usta bir neyzen olan Fatih Koca beyle ilk tanışıklığımız uzun yıllar önce Van’da gerçekleşmişti. Van Gölü kenarında, Millî Eğitim Bakanlığı’na bağlı, mukim bir hizmet içi eğitim enstitüsü mekânında bir araya gelmiştik. Fatih bey, Millî Eğitim Bakanlığı’nın düzenlediği bir haftalık mukim hizmetiçi eğitim programına, “Kur’ân’ı Anlatma ve Anlama” konusuyla, eğitim görevlisi olarak katılmıştı. Biz ise aynı programda eğitim yöneticisi olarak görevlendirilmiştik. Araya giren uzun yıllara rağmen dostluğumuzu devam ettirdiğimiz Fatih beyi, geçtiğimiz mübarek Ramazan ayı boyunca TRT’de yaptığı güzel programıyla seyretmenin de saadeti içinde kendisini arayarak tebrik etmiştim. Fatih Beye bu güzel san’atının icrası adına tebriklerimizi bildirirken, Yeni Asya’da yayınlanmak üzere, çalışmalarının yanı sıra Üstad Bediüzzaman ve Risale-i Nur üzerine bir söyleşi yapmayı teklif etmiştim. O da bizi kırmayarak suallerimizi cevapladı. Kendisine teşekkür ederek, paylaşalım...

Üniversitede öğretim üyesi olmanızla birlikte gönüllere mânâ dolu müzik yoluyla hitap etme meşguliyetinizin hikâyesini ve geniş çalışmalarınızı anlatır mısınız?


Küçüklüğümden beri caminin içerisindeyim. Dedemin köyümüzün hocası olması benim için büyük bir şanstı. Camide icra edilen formlara karşı olan ilgi ve alâkamdan dolayı dedem beni bu manada teşvik etti. Dedemin kardeşi Mehmet Emmi’min oğlu Hafız Nihat Koca ağabeyime çok imrenmiştim. Ben de onun gibi hafız olacağım dedim. Bunlardan olsa gerek bu, dedemin ve babamın, beni yatılı Kur’ân kursuna vermelerine yol açtı. Annem ilk günlerde benden ayrı kalmasına biraz üzülse de, sonra dedem ve babama hak verdi. İlk tecvid kaidelerini rahmetli Mustafa Keskiner Hocamdan öğrendim. O yıl (1982) Amasya’da yapılan Kur’ân yarışmasında birinci oldum. Karadeniz bölgesini temsilen Turan Çakır kardeşimle beraber Ankara Hacı Bayram Camii’nde yapılan yarışmada maalesef ilk üçe giremedik. O da, ben de dördüncü olduk. Bu bana çalışma azmi verdi. Büyük Ağa medresesinde hafızlığıma Seyid Ahmed Hocamla başladım ve ikmâl ettim. Hafızlığımın işletilmesinde İsmail Batman Hocam çok yardımcı oldu. Kursta büyük ağabeylerimizin bir ilâhi grubu vardı, bizi de yanlarına aldılar ve küçük ilâhi grubunu kurduk. Ben, Turan Çakır, Ali Şen, Aslan Çıttır, Avni Bahçıvan, Necip Fazıl Köse ve daha şimdi adını hatırlayamadığım arkadaşlarımızla beraber, gerçekten şu an çok zor, ağır eserler dediğimiz klâsik eserleri ağabeylerimizin yardımıyla meşk usulu öğrendik. Şimdi hayret ediyorum, o yaşlarda bu tarz eserlere olan ilgimizi... Şimdi bu yaşlardaki bir çocuğa bu eserleri okusanız, beğenirler mi? Devir değişti musıkî zevki de değişti maalesef. 1985 yılında neyzen Osman Yıldız hocamı buldum, ney, nota, nazariyat öğrenmeye başladım. Amasya’da mevlid kandillerinde ve çeşitli programlarda yer almaya başladık. Mukabeleler okuduk. 4 yıl hatimle teravih namazı kıldırdım. 1992 yılında imam hatipten mezun olunca köyümüzün imamı Münir Coşkun Hocamın askere gitmesinden dolayı vekil olarak köyde imamlığa başladım. 1993 yılının başında Ankara İncek Köyünde asaleten imam oldum. 1994 yılında İlahiyatı kazandım. İlahiyat korosuna Ruhi Kalender Hocamın beni seçmesiyle koronun hem neyzeni hem de solisti oldum. Korodaki ağabeylerimden de çok faydalandım. Allah hepsinden razı olsun. Fakülte devam ederken fakültemizi temsilen katıldığım Kur’ân okuma yarışmasında Türkiye birincisi olunca dekanımız Prof. Dr. Mustafa Said Yazıcıoğlu’nun dikkatini çektim. Bir konserde Sadettin Kaynak’ın “Yanık Ömer” isimli eserini okumam hayatımı değiştirdi. Rektör Prof. Dr. Günay Akbal artık bana “Yanık Ömer” diye hitap etmeye başladı. Fakülteye girmemde de bu, gerçekten etkili oldu. 1998 yılında Beyza Müzik’ten “Makamlarla Aşr-ı Şerifler” isimli albüm, hemen ardından “Gönül Nevası” tasavvuf müziği albümü ile de müzik piyasasına adım atmış olduk. Daha sonra onbeşi aşkın albüm yaptım. Ancak Dervişane 1 ve Dervişane 2 albümlerinde yer almam bu yolda daha etkili oldu. Bu arada TRT 1’de yayınlanan Diyanetin “İslâmın Aydınlığında” isimli programının beş yıl boyunca ilahilerini okudum. Çeşitli tv programlarına katıldım. 2003 yılından beri Ahmet Hatipoğlu yönetimindeki TRT Ankara radyosu Tasavvuf Müziği Korosunun da kasidehanliğini yaptım. 2012 yılında TRT 1’de İftar vakti Ramazan Sevinci programının ilâhilerini seslendirdim. Bekir Develi kardeşimle Süleymaniye’den canlı yayınlanan program gerçekten halkımız tarafından çok sevildi. Bekir Develi’nin başarılı sunumu, programın bütün teknik ekibinin programı samimi bir atmosferde yapması idi bu başarının sırrı. Programın jenerik müziği ise “Birinci Söz - Bismillah” eseri, halkımızın dillerinde ve gönüllerinde ayrı bir yer edindi. Özellikle küçük yavrularımızın “Bismillah”ı bu eserden öğrenmeleri bizi daha da mutlu etmişti. Müzik amacına ulaşmış, araç olarak amaca binaen görevini yapmıştı.

Ney nedir? Kendinizi “neyzen” olarak görüyor musunuz?


Neyzen olmaya çalışan bir talebeyim diyebilirim. Ney benim vazgeçilmezim. Ne zaman hüzünlensem, ne zaman canım sıkılsa hemen ilk elime aldığım sazımdır ney. Bi anda sizi o atmosferden alır, başka bir âleme götürür. Ney, Mevlânâ’nın deyimiyle mürşid-i kâmildir. Bir an için ona tâbi olursun, kendini o lâhûti sese bırakırsın. Ötelerden gelen bir sestir o. Hiçbir zaman anlayamadığınız, ama size bir sukûnet veren bir sestir. Herkese tavsiye ederim neyle meşgul olmalarını.

BEDİÜZZAMAN’IN ESERLERİ BİZİM İÇİN ÖNEMLİ BİR KAYNAK



Geçtiğimiz Ramazan Ayı boyunca TRT’de yaptığınız programları zevkle seyredip, dinlemiştik, bu vesileyle sizi tebrik ediyor, bu güzel çalışmalarınızın devamını diliyorum. Albümünüzde “Bismillah” isimli eseriniz oldukça ilgi gören bir çalışma oldu. Bu çalışmayı yaparken Bediüzzaman’ın Sözler eserinde yazılı Birinci Söz’den faydalandınız sanırım...


“Birinci Söz” yani “Bismillah” eserinin bestekârları çok değerli iki müzik adamı Hasan Bitmez ve Hakan Aykut’tur. Albümde benim okumama da zaten onlar karar vermişti. Sözleri biraz daha besteye uyarlanarak aslına uygun biraz değiştirildi. İlk dinlediğimde zaten bir an için kendimi kaybetmiştim. Sözler ile beste o kadar uyumlu idi ki. Anlaşılır, sade, duru. Beste de bir o kadar güzel ve sade, herkesin mırıldanabileceği bir melodik yapıya sahip. Özellikle çocukların ilgisini çekmesi de bundan zaten. Ramazan ayında o kadar çok ailelerden tebrik ve teşekkür aldık ki, inanamazsınız. Bismillah’ı bu eserle öğrenen küçücük yavrularımız oldu, hâlâ da devam etmekte. Bizim musıkîmiz söz musikisidir. Müzik, sözü yansıtırsa müziktir. Önemli olan müziğin içine yerleştirilen sözlerdir. Müzik bir araçtır bizim için. Amaç, müzikte olan sözdür. Tevhid inancını, Allah’ı, Peygamber’i, iyiyi, doğruyu vs. bilmemiz gerekenleri bize öğretiyorsa müzik o zaman bize uygun müziktir. Bediüzzaman Said Nursî Hazretlerinin tevhid inancını vurgulayan eserleri ve sözleri bizim için önemli bir kaynaktır. Onun Birinci Söz’ü baz alınarak bu eser yapıldı zaten. Tamamen ona aittir bu müzikteki sözlerin hepsi. Nasıl bir aşk ve muhabbetle yazılmışsa, o derece etkisi devam etmekte. Rabbim razı olsun vesile olanlardan.

RİSALE-İ NUR YÜZYILIMIZA DAMGASINI VURMUŞ BİR ESER



Bediüzzaman ve eserleri Risale-i Nur’u okudunuz mu? Değerlendirmelerinizi alabilir miyiz?


Risâle-i Nur’lar, ilmî yönden son yüzyılımıza damgasını vurmuş değerli bir eserdir. Her mü’minin okuması, faydalanması gereken ana eserlerdendir. Kur’ân’ı anlamak için önemli bir kaynaktır. Zaman zaman okuyorum. Özellikle “Sözler”i. Mü’mine nasıl bir mü’min olması gerektiği hususunda özel bilgilerin olduğu bir eser. Özellikle Kur’ân’ı anlamada yardımcı bir unsur olarak karşımızda durmakta. İman ve maneviyatımızın daha güçlü olması için herkese okumasını, faydalanmasını tavsiye ederim.

Daha başka neler yapıyorsunuz, anlatır mısınız?


Son üç yıldır Prof. Dr. Ünal Kılıç Hocamın danışmanlığında doktora çalışmam üzerinde durmaktayım. Yoğunluğum bu yöndedir. Fakültedeki derslerimin dışında özel çalışmalara fırsat bulamıyorum. Ancak önem verdiğim konser, konferans gibi tekliflere de zamanım el verdiği müddetçe katılmaya çalışıyorum. TRT Anadolu ve Diyanet Tv ekranlarında değerli mûsıkîşinas hafızlarımızın konuk olduğu “Bâd-ı Sab┠isimli bir program sunmaktayım haftada bir. Bunların yanında yine aynı televizyonda haftada bir Ahmet Hatipoğlu Hocamızın korosu ile birlikte konser çekimlerimiz devam etmekte. Fırsat buldukça neyzen arkadaşlarımızla bir araya gelip saz eserleri seslendirmeye çalışıyoruz.

GENÇLERİMİZE DİN MUSIKÎSİYLE İLGİLENMELERİNİ TAVSİYE EDERİM



Yeni Asya gazetesi aracılığı ile söylemek istediğiniz varsa paylaşmak ister misiniz?


Özellikle çocuklarımız ve gençlerimize, bizim mûsıkîmize biraz daha değer vermelerini tavsiye ediyorum. Dinî mûsıkîmiz bizim en önemli değerlerimizden. Özellikle cami mûsıkîsine (ezân, Kur’ân tilaveti, salâ, mevlid, müezzinlik vs.) din görevlilerimizin daha çok sarılmaları gerekmekte. Meşk’in yanında mûsikîmizin nazariyesini de öğrenip bu formları icra ederlerse daha iyi olacaktır. Özellikle üfleyebilecek kadar az da olsa ney sazını öğrensinler. Sesi geliştirmede pozitif yönde katkı sağlamaktadır bu. Ergen yaşlarda çocuk sağlığı için ney sazı öğrenilmesi, gençlerimize faydalı olmakta. Bu göz ardı edilmemeli. Musıkî bu manada kullanıldığı zaman amacına ulaşır. Mûsıkî bir eğlenceden öte insanı olgunlaştıran, eğiten, öğreten ve Allah’a daha yakın olmamıza aracı olan bir san’attır. Bunu böyle anlamamız gerekmektedir. Bütün halkımıza hürmet ve saygılarımı sunarak, bana bu fırsatı verdiği için Yeni Asya gazetesi’ne, Mustafa Bey, sizin aracılığınızla şükranlarımı sunarım.

FATİH KOCA KİMDİR?



Amasya’da (Merzifon) doğdu. İlkokulu ve İmam Hatip Lisesi’ni Amasya’da bitirdi. Amasya Büyük Ağa Medresesi’nde 1983 yılında hâfızlığını tamamladı. Mûsıkî’ye küçük yaşta Ormanözü Pamuklu Köyü İmam Hatibi, dedesi rahmetli Hayrullah Hocaefendi’nin teşvikleriyle başladı. 1992-99 yıllarında Ankara’da Din Görevlisi olarak görev yaptı. 1999 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldu. Bir müddet D.İ.B. İstanbul Haseki Eğitim Merkezi’nde ihtisas yaptı. 2000 yılında Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Din Mûsıkîsi A.B.D’na öğretim görevlisi olarak atandı. 1996 yılında İlahiyat Fakülteleri arası “Kur’ân-ı Kerîm’i Güzel Okuma” yarışmasında Türkiye birincisi oldu. İmam Hatip Liseleri arası Kur’ân-ı Kerîm’i Güzel Okuma ve Hafızlık yarışmalarında dereceler aldı. Yirmiyi aşkın ülkede ve yurt içinde konserler verdi. Kültür Bakanlığı Ankara ve İzmir Devlet Koroları ve TRT Ankara Radyo ve Televizyonları’na misafir sanatçı bazında solist, kasîdehan ve neyzen olarak katıldı. Ahmet Hatipoğlu şefliğinde TRT Türk Tasavvuf Müziği Konserlerinde solist olarak yer aldı. TRT ve çeşitli özel televizyon ve radyo programlarında Tasavvuf müziği programları yaptı. 2004 yılında “Ahmet Hatipoğlu’nun Hayatı, Eserleri ve Mûsikî Anlayışı” isimli yüksek lisans tezini tamamladı. 2000 yılından beri Din Öğretimi Genel Müdürlüğü ve Diyanet İşleri Başkanlığı’nın düzenlediği İHL arası Kur’ân-ı Kerîm’i Güzel okuma, Hafızlık ve Ezan yarışmalarında Yüksek Seçici Kurul Üyesi olarak görev yapmaktadır. 2004 yılından beri yine Diyanet İşleri Başkanlığı ve Din Öğretimi Genel Müdürlüğü’nün düzenlemekte olduğu Ezan, Mûsıkî ve Kur’ân-ı Kerîm’i Güzel Okuma seminerlerine öğretici olarak katılmaktadır. Bu zaman zarfında birçok öğrenci yetiştirmiştir. 2007 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nın Türkiye genelinden seçilmiş Din Görevlilerinden oluşan ilk Diyanet Türk Tasavvuf Musıkîsi Korosu’nun kurucu şefi oldu. Halen bu koronun şefliğini devam ettirmekte. Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü İslâm Tarihi ve Sanatları Anabilim Dalında doktora çalışmasına devam ediyor. Halen Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Türk Din Musiki Öğretim görevlisi. Hocaları: Hacı Hayrullah Efendi (Dedesi ve ilk hocası), Mustafa Keskiner (Kur’ân-ı Kerîm), Seyit Ahmet Fırat (Hafızlık, Tecvid, Ta’lim), İsmail Batman (Hafızlık), Hicabi Gökyar (Kur’ân-ı Kerîm, Ta’lim ve Müzik), Ramazan Kamiloğlu (Ney), Osman Yıldız (Ney), Necmettin Yeni (Müzik), Arif Biçer (Ney), Uğur Onuk (Ney), Ruhi Kalender (Müzik), Bayram Akdoğan (Yüksek Lisans Danışman), Ahmet Hatipoğlu (Müzik), Muzaffer Şenduran (Müzik), Ali Toprak (Müzik), Ünal Kılıç (Doktora Tez Danışmanı).

RÖPORTAJ: Mustafa öztürkçü

Haber ve Röportajlara Geri Dön